Hüseyin Karadeniz

KIVIRMADAN

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

Satır aralarında gizlenme sürecimiz çoktan geçti. Dümdüz söyleyeceğiz söyleyeceklerimizi. Seviyoruz demek ne kadar olağan ve erdemli ise sevmiyorum demek de o kadar olağan ve erdemli olmalı artık.

Ne yazık ki toplum olarak ileri derecede okumada özürlüyüz. Duymak yetiyor bize. Görmemize bile gerek yok. Kulaklarımız beynimizi yönetiyor dersem çok da abartmış sayılmam her halde. Çünkü okumak, okuduğunu beyin süzgecinden geçirmek ve bunu kavrayarak bir davranışa dönüştürmek zor iştir, ciddi ciddi emek ister.

Gelişmiş akıl uzayda cirit atıyor ama biz hurafeler uydurup palavra atıyor, dedikodu kazanında duş alıyoruz. Aklımızı soframıza koymuş ha bire kaşıklayıp duruyoruz.

İnsan, aklını günlük ve küçük çıkarlara teslim ederse önce kendi geleceğine ardından da gelecek nesillerin dünyasına dinamit koyuyor olacaktır.

Namus, beceriksizliği paraya ve mevkiye dönüştürmek değildir. Basın dünyasında, aptal yerine koyduğu insanların taşlarıyla yaşamını pis bir biçimde yitiren az dalkavuk yoktur.

Kimin sesi olduğunuz önemlidir.

Korkaklar, yalancılar ve hırsızlar, egemenlerin sesi olmaktan yanadırlar. Analarını, babalarını ve bacılarını görmezden gelecek kadar kendi bencilliklerine dalmışlardır. Ruhlarının bedeli bir sabah kahvaltısında bedava yiyecekleri bir yumurta kadardır. Oysa akıl denilen o kutsal zenginliği kullanabilseler çok daha kalıcı olacaklardır; buna yetecek onurları yoktur.

Bir sürünün anlamsız bir parçası olmaktan mutluluk duyacak kadar kendine yabancı kişilik yoksunu insanların sokaklarda insanlıktan nasibini almamış vahşiler gibi dolaşıyor olduklarını görmezden gelebiliyorsanız, yoksunuz demektir.

Ben, bir Kastamonuluyum.

İlimin ve yöremin hiçbir şeyini çalıp üzerime tapulamadım.

Duygularımızı oya çevirmek ve yedi sülaleme ikram etmek için şirincilik oynamadım.

Buyurun efendiler.

Yediniz içtiniz, alın terimiz üzerinde tepindiniz

Şişmediniz mi?

Geçin bakalım öne.

Göç için iyi bir iki laf edin bakalım. Hırsız aklamak yerine alnı ak hemşerinin yoksulluğuna bir çare konuşabilecek misin? Hadi canım, sen patron adamsın…

Sorun utanıp utanmamakta değil, utanması gerekene utanması gerektiğini söyleyememekte…

Söylüyorum. Göç geri dönünce kötü eşek kervan başı olurmuş.

Kötü eşeğe katlanmaktansa, bu göçü geldiği yere döndürmeli. Başka çare yok.

Kalın sağlıcakla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

İstamonu ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!