Derin Diyalog’un konuğu: Hüseyin Mengi

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Murat Güven ile Derin Diyaloğun Konuğu: Hüseyin Mengi…

Mavi yolculuğun dümeni emin ellerde: Hüseyin Mengi

Hüseyin Mengi… 1972 Kastamonu Cide doğumlu; 40 yaşında. 11 yaşında İstanbul’a gelmiş, Genç yaşta ticari anlamda tadılabilecek her türlü başarıyı tatmış. Dedesinden yadigâr, babasından devraldığı yatçılık mesleğine kardeşi ve ortağıyla devam ediyor. Babası Ramazan Mengi’nin Ayvansaray (Eyüp)’da küçük bir sandal üretim atölyesinde başladığını ve1996 yılında trafik kazasında kaybettiklerini anlatıyor.

Kastamonulu olmaktan duyduğu gurur ve onur zaten her cümlesinin öznesi iken, biz onun bu duygularını gözlerinden okumayı tercih ediyoruz. Bir Cuma öğleden sonrası Tuzla Mengi Yay Tesisleri yönetim binasındaki ofisindeyiz… Her Kastamonulunun ortak hasleti misafirperverlikle karşılanıyor, yemek yiyip yemediğimiz sorusuna muhatap oluyoruz ilk. Kardeşi Mustafa Mengi ve ortağı Mustafa Yay ile yatçılık sektöründe Kastamonuluların yüz akı olmaya devam eden Mengi Yay Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Mengi’yle bir yandan çaylarımızı yudumlarken, bir yandan da sohbetimize başlıyoruz…

Günümüzde yat lüks değil, ihtiyaçtır

Yat denilince ne anlamalıyız?

2-3 metre sandaldan, 100 metreyi geçen devasa ölçülere kadar uzanan yatlara kadar hepsi bu sektörün ilgi alanındadır. Ülkemizde orta sınıf 16-17 metrelik yatlardan başlayan ve 50 metreye kadar olan yatlar rağbet görüyor; bu ekonomiyle ilgili bir durum. Üretim olarak belli başlı tersanelerimiz 80 metreye kadar yat üretebiliyor.

Ülkemizde yat sahibi olan insanlara sanki gayrı meşru yoldan kazandığı parayla yat sahibi olmuş şeklinde bakılıyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Maalesef öyle bir yaygın, ama yanlış kanaat var. Aslında yat artık bir lüks değil, ihtiyaçtır. Nasıl ki bundan 10-15 yıl önce otomobil bir lüks iken bugün ihtiyaç haline geldiyse, yat ta bugün aynı şekilde ihtiyaçtır. 3 tarafı denizlerle çevrili bir ülkede yat kullanımının daha da yaygın olması gerekir. Mayıs ayından Ekim ayına kadar yat turizmine uygun bir iklime sahibiz. Norveç gibi soğuk bir iklime sahip olan ülkede 3 kişiye bir deniz aracı düşerken, bu kadar elverişli şartlara sahip Türkiye’de 3 bin kişiye bir deniz aracı düşüyor. Denizcilik kültürümüzü geliştirmemiz lazım.

Mengi Yay olarak siz bu üretimin neresindesiniz?

Orta sınıf dediğimiz 30 metre üstü, 60 metreye kadar yapabiliyoruz.

Türkiye yatçılıkta ilk 5’te

Yat sektöründe dünya liderliği hangi ülkeye aittir?

Bu sektörün üretim olarak önde gelen ülkesi İtalya’dır. Bu ülkeyi Hollanda, ABD ve Almanya takip ediyor. Ülke olarak biz sıralamada 3.’lük ile 5.’lik arasında gidip geliyoruz.

Türkiye, dünya ölçeğinde bakıldığında iyi bir yat ihracatçısı mıdır?

Türkiye’nin dışarıya yaptığı ihracat çok ciddi boyuttadır. Kendi firmamız olarak söylersek firma olarak yüzde 75 oranında yurt dışına çalışıyoruz; Rusya, Almanya, Abu Dabi, İsrail, Polonya firma olarak direkt muhatap olduğumuz, yat ihraç ettiğimiz ülkeler.

Kastamonuluların sektördeki payı nedir?

Şöyle söyleyeyim; ben hakikaten öncelikle Kastamonuluyum diyorum, bunu her zaman söylüyorum, Kastamonulu olmaktan gurur duyuyorum. Türkiye’de Antalya’sından Trabzon’una kadar bu işi yapan Kastamonulular ve Zonguldaklılardır. Türkiye’de yat üreticilerinin yüzde 50’si Kastamonuludur.

Kastamonuluların yeterli ölçüde birlik-beraberliği sağladığını düşünüyor musunuz?

Hayır, bilakis biz Kastamonuluların en büyük sorunu birleşememektir. İstanbul’da nüfus yoğunluğu olarak ikinci sıradayız ama yeterli güce sahip değiliz. Tuzla bölgesinde Kas-Der Şube Başkanı Şerafettin Ortaç’ın Kastamonuluları birleştirme gayretini takdir ediyorum. Yeni tanıdığım Kemal Akar (İmes Sanayi Sitesi yönetim kurulu başkanı, siyaset adamı) her sorunumuzda yardımcı olmaya çalışıyor.

Geçen yıl yaşadığınız talihsiz bir kazada oldukça büyük bir maddi kayba uğradınız. Rakamsal değeri neydi bu kaybın?

Evet, geçen yıl bir yangına maruz kaldık. İlk defa başımıza gelen bir şeydi. Ben hala bunun bir sabotaj olduğuna inanıyorum. Yanan teknemiz sigortalıydı ancak sigorta şirketi zararımızın bir kısmını karşılarken, 1 milyon avroluk kısmını karşılamadı. Hangarımızdaki tahribatın boyutu 800 bin lira. Ama asıl büyük kaybımız çalışan bir kardeşimizi o yangında kaybetmemizdir, bunun tazmini hiçbir şekilde mümkün değildir ve hayatımız boyunca unutamayacağımız bir kayıptır.

Yılda kaç tekne üretebiliyorsunuz?

Her yıl 40 metre ve üzeri 4 tekneyi tamamlayıp denize indirebiliyoruz. Şuan 84. üretimimiz denize indirilmeyi bekliyor.

İstihdam ettiğiniz personel sayısı?

Kendi bünyemizde 50 kişi istihdam ederken, sektörün ilgili diğer alanlarıyla paslaşmaları da hesaba katarsak toplam 250 kişiyi buluyor.

Ortalama bir yat 250 bin avro

Ortalama bir yatın müşteriye maliyeti nedir, bu maliyetin ne kadarı peşin olarak alınır?

Önce müşteri bize kafasındaki hayali söylüyor; 3 kişilik veya 5 kişilik bir aile, ekonomik olması önemli. Bununla kalmıyor, marina kirası var, kaptan gideri var, yakıtı var. Tasarruf etmesi lazım, sürat önemli… Yelkenli mi istiyor, bunun gibi detayları çözmemiz lazım. Örneğin; 3 kişilik bir aile14 knot hızında kamaralı istiyor 2 kişi de misafiri olsa, 16 metrekarelik bir tekne gerekiyor.

Aşağı yukarı 250 bin avrodan başlar, bunun gidiş hatlarında 600 bine kadar çıkar. Yüzde 25’ini kaparo olarak alıyoruz, bunun karşılığında teminat veriyoruz, işçiliği gösterene kadar banka garantisi verebiliriz, o zamana kadar. Biz o parayı harcayana kadar başka para istemiyoruz o parayı harcadığımızı belgelememiz lazım.

Müşterimiz geldi yüzde 25’ini ödedi; 100 bin lira ödedi, sonrasını parça parça aldık. İşin sonunda yüzde 15 kalıyor. Bu yüzde 15’lik rakam, yapılan testlerde müşterinin istediği her özelliğin işler vaziyette olduğunu görmesi ve memnun kalması sonucunda tahsil edilir.

İşçilikle ilgili 2 yıl, malzemeyle ilgili 1 yıl garanti veriyoruz. Yurtiçi ve yurtdışına sattığımız yatların bakımını ilk yıl ücretsiz sonraki yıllar da makul bir ücret karşılığı yapıyoruz. Yani yatı, tekneyi sattım işim bitti gibi bir durum söz konusu değil.

İçinde bulunduğumuz Nuh Sanayi Sitesi’nin yönetim kurulu başkanısınız. Başkan seçilme sürecinizi ve çalışmalarınızı anlatır mısınız?

Yönetimde bu yıl üçüncü yılımız. 2+3 yıllığına seçildik. Yönetim kurulu üye sayısını 5 kişiden 7 kişiye çıkardık. İçinde bulunduğumuz bina 15 metre yüksekliğinde, bütün binaları bu seviyeye çıkarıp standart hale getireceğiz. Altyapı çalışmalarımızı tamamladık. Doğalgazımızı getirdik. Site içi asfalt çalışmamızı başlattık. 1,5 milyon lira yatırımla modern bir idari bina yapma projemiz var. 1982 yılında devletten kiralanan bu site maalesef o yıllarda kalmış, buranın çehresini tamamen değiştirerek görsel anlamda da müşteriye hitap etmeyi planlıyoruz.

Ne gibi sorunlar yaşanıyor burada?

Biz burada bütün tersanelerin arasında boğulmuş bir yat kooperatifiyiz. Bizim en büyük sorunumuz gemilerle çok yakın olmamız. Boyayı attığımız zaman gemilerin raspa tozu, krom boyaya bulaşıyor. Biz tekneyi denize bırakamıyoruz, direkt marinalara getiriyoruz. Ne kadar da dikkat etsek, o geminin raspa tozu, krom boyaya bulaştığı an, Avrupa karşısında bir sıfır yenik başlıyoruz işe. Ne kadar kaliteli yaparsanız yapın sıkıntı oluyor. Bunu aşmak için imalathanelerimizin daha düzgün olması, yatların denize sadece denemeler için gitmesi lazım. Kendi müşteri karşılama yerimiz olmalı. Her müşterinin kaptanına veya temsilcisine birer oda vermemiz gerektiğine inanıyorum, çünkü Avrupa’da böyle oluyor. Düzenlemeleri 2013’e kadar bitirmeyi hedefliyoruz. Tamam, biz güzel yat yapıyoruz, hizmeti de kısmen iyi veriyoruz. Ama müşteri ilişkilerinin daha iyi olması gerektiğine inanıyorum. Daha yakın olmalıyız, takip etmeliyiz. Diyelim ki biri teknesini aldı iki sene sonra sattı ama o teknenin boyasını başkası yeniliyor. İşte orada bizim hatamız var. Çünkü biz sabit değil, hareketli bir araç yapıyoruz ve sıkıntıları nedir, eksisi nedir, teknolojisini değiştirmek lazım mı, makine büyütülmeli mi, ses desibeli nedir hep bunları takip etmemiz gerekli.

Yat kaptanıyım

Bunca tekne inşa eden Hüseyin Mengi kaptan mıdır?

Evet, ciddi anlamda tecrübem olmasa da yat kaptanıyım.

Peki, hiç yatınıza binip, Cide’ye gittiniz mi?

Hayır gitmedim.

Bu bir eksiklik değil midir?

Evet eksikliktir. Cide’ye de gitmemiz lazım, İskenderun’a da, Antalya’ya da, Trabzon’a da.

Yat ürettiğiniz isimler arasında ünlüler de var mı?

Rahmetli Turgut Özal’ın kızı Zeynep Özal’a, damadına, İbrahim Tatlıses’e ve birçok ünlü isme yat ürettik.

Evlisiniz. Kaç çocuğunuz var?

Allah bağışlasın, 2 çocuğum var. Biri 15, diğeri 13 yaşında iki oğlum var. Keşke biri kız olsaydı diyorum zaman zaman(Gülümsüyor). Çocuklarımdan birinin bu işe odaklanmasını istiyorum ama ikisinin aynı işi yapmasına taraftar değilim.

Hüseyin Bey, güzel bir söyleşi oldu, teşekkür ediyoruz.

Geldiğiniz için ben teşekkür ediyorum. Basını önemsiyorum. İnsanların haber alma haklarına sunduğunuz katkıya, Kastamonuluların gözü, kulağı, sesi olan sizlere özellikle teşekkür ediyorum, hemşerilerime selam ve sevgilerimi sunuyorum.

Uluslararası ödül

Gerekli olan, hatta olmayan birçok kalite-yeterlilik belgesinin ve sayısız ödülün yanı sıra, Türkiye’nin mega yat inşasında, bir marka haline gelmesinde sağladığı katma değerden dolayı Mengi Yay; 6. Uluslararası Altın Çıpa Denizcilik Başarı Ödülleri’nde Yat ve Tekne İnşa Ödülünü Intercargo Genel Müdürü David Jones’un elinden aldı. 2010 İstanbul İhracatçılar Birliği yurtdışına ihracatta Türkiye 3.’lüğü ödülünün sahibi… Tuzla tesislerinin yanı sıra 6 yıl önce Yalova’ya kurdukları tesislerde çelik yat üretimi devam ediyor.

Röportaj: Murat Güven

Bu yazı içeriğinin tüm hakları www.istamonu.com ve GAZETE İSTAMONU’ya aittir. İzinsiz yayınlayanlar hakkında hukuki işlem başlatılacaktır.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

İstamonu ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!