Türkiye Makine Federasyonu (MAKFED) Başkanı Adnan Dalgakıran, Türkiye’de üretim maliyetlerinin geldiği noktaya ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Dalgakıran, Japon ortaklarının “Türkiye’de ne oldu da maliyetler Japonya ile eşitlendi?” sorusunun, sanayinin içinde bulunduğu durumu özetlediğini söyledi.
Yüksek enflasyonun üretim dengelerini bozduğunu belirten Dalgakıran, son yıllarda işletme giderlerinde ciddi artış yaşandığını ifade etti. Bir fabrikanın yalnızca yemek ve servis giderlerinin 4 yıl içinde 1 milyon Euro’dan 3 milyon Euro’ya çıktığını aktaran Dalgakıran, benzer maliyet artışlarının genel giderlerde de görüldüğünü kaydetti.
SON İKİ YILDA ENFLASYON YÜZDE 116 ARTTI
Enflasyon ile ürün fiyatları arasındaki makasın açıldığına dikkat çeken Dalgakıran, son iki yılda enflasyonun yüzde 116 arttığını, buna karşılık ürün fiyatlarının yalnızca yüzde 51 yükseldiğini belirtti. Bu durumun üreticiler üzerinde ciddi bir maliyet baskısı oluşturduğunu vurguladı.
Çalışan ücretlerindeki artışa rağmen alım gücünün düştüğünü ifade eden Dalgakıran, “4 yıl önce 1000 dolar maaş alan bir çalışan bugün 3000 dolar kazanıyor ancak aynı yaşam standardını sürdüremiyor” dedi. Mevcut tabloda hem işverenin hem de çalışanın memnun olmadığını dile getirdi.
REKABET GÜCÜMÜZ ZAYIF
Küresel rekabete de değinen Dalgakıran, Çin ve Uzak Doğu ülkelerinin seri üretimde büyük ölçek avantajına sahip olduğunu, Türkiye’nin bu alandaki rekabet gücünün zayıfladığını söyledi. Avrupa’nın da benzer bir baskı altında olduğunu belirtti. Sanayide çıkış yolunun yüksek katma değerli üretimden geçtiğini ifade eden Dalgakıran, Türkiye’nin seri üretim yerine daha niş ve teknolojik ürünlere yönelmesi gerektiğini vurguladı. Mühendislik, hizmet ve üretimin entegre edilmesiyle rekabet avantajı sağlanabileceğini belirtti.
Türkiye ekonomisinin mevcut durumunu “kriz” olarak değerlendirmeyen Dalgakıran, bunun orta gelir seviyesine ulaşan büyüme modelinin sonuna gelinmesi olduğunu ifade etti. Yeni bir ekonomik model ve stratejiye ihtiyaç olduğunu dile getirdi.
Sanayinin son yıllarda küçülme eğiliminde olduğunu belirten Dalgakıran, hizmet sektörünün aşırı büyümesinin uzun vadede sanayiyi zayıflatabileceği uyarısında bulundu. Mevcut sanayi yapısının korunarak dönüşümün kademeli şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi.
YAPISAL DÖNÜŞÜM ŞART
Teşvik politikalarına da değinen Dalgakıran, Türkiye’nin yüksek düzeyde teşvik verdiğini ancak bu teşviklerin etkinliğinin yeterince analiz edilmediğini belirtti. Rekabet gücünün artırılmasında en önemli unsurun maliyet olduğunu ifade ederek, uygun finansman koşullarının sağlanmasının kritik olduğunu kaydetti. Dalgakıran, sınırlı kaynakların verimli kullanılmasının hem kamu hem de özel sektör açısından zorunlu olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin rekabet gücünü yeniden kazanabilmesi için yapısal dönüşümün kaçınılmaz olduğunu sözlerine ekledi.

